Mesaj, sesli mesaj, gerçek sohbet. İşe yarayan pratik ipuçları, bir de metin ile sesi 31+ dilde otomatik çeviren mesajlaşma uygulaması. Artık kendine tercümanlık yapma.
O ânı tanıyorsun. Bir akşam yemeği, bir hostel, bir iş etkinliği, partnerinin ailesinin toplantısı. İlginç biriyle tanışıyorsun. İletişim kurmak istiyorsun. Tek bir küçük problem var: ortak bir diliniz yok.
Sen de gülümsüyorsun. Bir şeyleri parmakla gösteriyorsun. Telefonu çıkarıyorsun, Google Translate'e yazıyor, ekranı biraz beceriksizce karşı tarafa çeviriyorsun. Karşıdaki kişi gözlerini kısıyor, kibarca başını sallıyor, geri yazıyor. Üç dakika sonra yemeğin lezzetli olduğunu başarıyla iletiyorsun. Sohbet ölüyor.
Tanıdık geldiyse yalnız değilsin. Farklı dil konuşan biriyle nasıl konuşulacağını bulmak, hâlâ bariz bir çözümü olmayan o evrensel insan meselelerinden biri. Ama düzeliyor. Hem de epeyce.
ParlApp seninle karşı taraf arasında metni ve sesli mesajları gerçek zamanlı çeviren bir mesajlaşma uygulaması. Ücretsiz, 31+ dil, eklenti yok, kopyala-yapıştır yok.
Çoğumuzun kullandığı araçlar konusunda dürüst olalım, çünkü neden başarısız olduklarını anlamak ne işe yaradığını net biçimde gösteriyor.
Google Translate, DeepL, iTranslate. Ücretsizler, her yerdeler ve bir nevi çalışıyorlar. Ama "bir nevi" bu cümlede çok ağır bir yük taşıyor. Sorun doğruluk değil (epey iyi oldu). Sorun akış. Gerçek bir sohbetin ritmi, enerjisi, bir gel-bir gidişi vardır. Yazmak için durduğun, çeviriyi beklediğin ve telefonu uzattığın anda o ritim ölmüş demektir. Artık sohbet etmiyorsun, dünyanın en yavaş kulaktan kulağa oyununu oynuyorsun.
Tuvaletin yerini sormak için iş görür. Birini tanımak için görmez.
İş veya hukuk ortamında profesyonel tercüman altın standarttır. Nüansı, kültürel bağlamı ve tonu yakalarlar. İş başka: saati 50-150 dolar, önceden ayarlama gerekiyor ve spontan sohbetlere uygun değil. Lizbon'daki bir kafede biriyle iyi anlaştın diye tercüman aramazsın.
İnsanların vermeyi sevdiği cevap ve haksız sayılmazlar. Uzun vadede karşının dilini gerçekten konuşmaktan iyisi yok. Ama bir dil öğrenmek aylar veya yıllar süren bir çabadır. Şimdi diller arası iletişim kurman gerekiyorsa "sen Mandarin öğren" pek yardımcı olmuyor.
Gerçek hayat, Duolingo serisini bitirmeni beklemiyor.
Diller arası iletişimdeki en büyük değişim metin çevirisinin daha iyi olması değil. Çevirinin artık sohbetin kendi içinde yaşaması, hem metin hem de ses için.
Karşına mesaj yazdığında kendi dilinde yazıyorsun. Karşıdaki kişi kendi dilinde okuyor. Cevap verdiğinde kendi dilinde yazıyor ya da konuşuyor, sen kendi dilinde okuyor ya da dinliyorsun. Kimse kopyalamıyor, kimse yapıştırmıyor, kimse uygulama değiştirmiyor. Sohbet sohbet olarak kalıyor.
Modern yapay zekâ bağlam konusunda da şaşırtıcı derecede iyi oldu. Eski çevirmenler kelime-kelime ikame yapıyordu, "the spirit is willing, but the flesh is weak" eski bir Rusça makine çevirisinde "votka iyi ama et çürümüş" diye dünyaya nam saldı. Bugünün modelleri tek tek mesajları değil, sohbeti okuyor. Söylediğin şeyi değil, kastettiğini çeviriyor. Argo, yazım hataları, isimler ve lakaplar hayatta kalıyor. Ton da öyle.
Sonuç doğal bir sohbete şaşırtıcı derecede yakın bir şey. Mükemmel değil ama bir araç kullandığını unutturacak kadar akıcı.
Sen Türkçe yazıyorsun. Karşıdaki kişi Japonca okuyor. Japonca sesli mesaj atıyor. Sen Türkçe duyuyorsun. Sohbet tek bir sohbet olarak kalıyor.
İster çevirisi yerleşik bir mesajlaşma kullan, ister tercüman, ister sadece jest ve iyi niyetle idare et, bu ipuçları her diller arası sohbeti daha iyi hale getirir.
Diller arası iletişim niş bir sorun değil. Sandığından çok daha sık karşına çıkıyor ve çoğu zaman ortada büyük bir şey varken.
Partnerinin ailesiyle tanışmak. Annesi babası senin dilini bilmiyor. Onların seni gülümseyip başını sallayan bir yüz olarak değil, gerçek bir insan olarak görmesini istiyorsun. Onlarla gerçekten konuşabilmek tüm ilişkinin dinamiğini değiştirir.
Uluslararası müşteri ve iş arkadaşlarıyla çalışmak. Sıradaki büyük müşterin, ortağın ya da işverenin Korece, Portekizce ya da Arapça konuşuyor olabilir. Diller arası iletişimi sürtünmesiz yapabilen freelancer ve ekipler gerçek bir avantaja sahip.
Seyahat. Turistik bölgelerde İngilizceyle idare edebilirsin. En iyi seyahat anları yolun dışında oluyor: kimsenin İngilizce konuşmadığı restoran, sana saklı bir şelale göstermek isteyen yerli. O anlar ancak gerçekten konuşabilirsen mümkün.
Göçmen ve mültecilere yardım etmek. Yeni bir ülkede yön bulmaya çalışanlar önemli konularda yardıma ihtiyaç duyuyor: barınma, sağlık, hukuki süreçler. Onlarla kendi dillerinde, çeviri üzerinden bile olsa iletişim kurabilmek dev fark yaratır.
Tıbbi durumlar. Sağlıkta yanlış anlama sadece sıkıcı değil, tehlikelidir. Hasta semptomlarını anlatamadığında ya da tedavi planını anlamadığında sonuçlar kötüleşir.
Ortak nokta: bunlar "az çok anlaşıldı, tamam" yetmediği durumlar. Gerçekten anlaşılmanın önem taşıdığı durumlar.
Kısa, basit cümleler. Sakin tempo, daha yüksek değil. Jest. Hızlı bir alışverişten daha fazlası için ParlApp kullan: kendi dilinde yazıyor ya da sesli mesaj atıyorsun, karşıdaki kişi kendi dilinde alıyor.
Gıcık olanı: Google Translate ile mesajlaşma arası kopyala-yapıştır. İyisi: çevirisi yerleşik ParlApp.
Evet. ParlApp iki yöne de yazıya çevirip tercüme ediyor. Orijinal ses de saklanıyor.
Tek cümlelik durumda Google Translate veya iTranslate iş görür. Devam eden sohbet için ParlApp her sohbete kendi dil çiftini verir.
WhatsApp doğal olarak çevirmiyor. Geçici çözümler yavaş ve sohbeti bozuyor. ParlApp her şeyi sohbet içinde halleder.
E-posta veya bağlantıyla ParlApp'a davet. Google ile bir kez giriş ve dil seçimi. Sen Türkçe, karşıdaki kendi dilinde.
Şimdilik sadece birebir. Grup sohbeti yol haritasında.
ParlApp metin ve ses çevirisi yerleşik bir mesajlaşma uygulaması. Google ile giriş yap, e-postayla bir kişi ekle, dilini seç. Karşıdaki kendi dilini seçer. Sohbet sohbet olarak kalır.